Meta, akıllı gözlükleri için geliştirdiği mobil uygulamada tespit edilen yüz tanıma kodlarını gizlice kaldırdı. Wired dergisi tarafından gün yüzüne çıkarılan bu kodların, uygulamanın içinden sadece bir gün sonra yapılan güncellemeyle çıkarılması, şirketin biyometrik verilerle ilgili uygulamalarına dair yeni endişeleri gündeme getirdi. Meta’nın son zamanlarda yapay zekâ odaklı donanımlara yaptığı yatırımlar, kullanıcı gizliliğinin ne denli önemli olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
Wired’ın incelemesine göre, yüz tanıma kodları Meta AI uygulamasında yer alıyordu. Bu uygulama, sadece yapay zeka özelliklerini yönetmekle kalmıyor, aynı zamanda Meta akıllı gözlüklerinin Bluetooth ile akıllı telefonlarla eşleştirilmesinde de kilit bir rol üstleniyordu. İçerde “Name Tag” olarak adlandırılan sistemin henüz aktif olmadığı, fakat uygulamada hazır şekilde bulunduğu bildirildi. Bu durum, Meta’nın ileride yüz tanıma özelliklerini cihazlarına dahil etme ihtimaline dair tartışmaları yeniden gündeme getirdi.
Kod incelemeleri, sistemin yüz görüntülerini biyometrik tanımlayıcılara dönüştürebilecek algoritmalar içerdiğini ortaya koydu. Bu tanımlayıcıların, cihazda saklanması ve ardından yapılan yeni yüz taramalarıyla karşılaştırılması planlanıyordu. Ancak, Wired’ın 4 Haziran’daki haberinden sadece bir gün sonra gelen güncelleme ile bu bileşenler tamamen uygulamadan çıkarıldı.
Meta’nın yüz tanıma planları, bu yılın Şubat ayında The New York Times tarafından da gündeme getirilmişti. O dönemde şirketin akıllı gözlüklerine yüz tanıma işlevi eklemeyi düşündüğü aktarılmıştı. Bu bağlamda Wired’ın tespit ettiği kodların, bu çalışmaların bir uzantısı olabileceği düşünülüyor. Meta, konuya ilişkin açıklamalarında kesin bir ürün kararı alınmadığını belirtmiştir.
Teknik açıdan bakıldığında, sistemin kullanıcıların tanıdıkları kişilerle bağlantı kurmalarını kolaylaştırmayı amaçladığı ifade ediliyor. Ancak, yüz verilerinin sürekli analiz edilmesi ve biyometrik profillerin oluşturulması fikri, çok sayıda insan için ciddi gizlilik endişeleri doğuruyor. Kamu alanlarında onaysız bir şekilde bu tür sistemlerin uygulanma ihtimali, teknolojinin etik yönünü de sorgulatıyor.
Meta, Ray-Ban ve Oakley gibi EssilorLuxottica markalarıyla iş birliği içinde geliştirdiği akıllı gözlüklerle son yıllarda popülerlik kazanmış durumda. Ancak bu ürünler, bazı mahremiyet tartışmalarının merkezinde yer alıyor. Sosyal medya üzerinde paylaşılan bazı içerikler, gözlüklerin insanları habersiz kaydetmek amacıyla kullanıldığı yönündeki eleştirileri de beraberinde getiriyor. Özellikle Aralık ayında New York metrosunda yaşanan bir olayda, bir kadının kendisini kaydettiğini düşündüğü bir kişinin Meta gözlüğüne zarar verdiği iddiası da geniş yankı bulmuştu.
Bunların yanı sıra, Meta, Mart ayında açılan bir toplu dava ile de karşı karşıya kaldı. İsveç merkezli bir gazetenin araştırmasına göre, Kenya’daki bazı çalışanlar, Meta akıllı gözlüklerinden elde edilen görüntüleri incelemekle görevlendiriliyordu. Bu incelemelerin kişisel ve hassas içerikleri kapsadığı öne sürüldü. Bu gelişmeler, şirketin veri işleme süreçlerine yönelik eleştirilerin artmasına neden oldu.
Meta İletişimden Sorumlu Başkan Yardımcısı Andy Stone, Wired’a yaptığı açıklamada, yüz tanıma özelliğinin sadece deneysel bir çalışmadan ibaret olduğunu ve nihai bir karar alınmadığını belirtti. Ancak bu özellik üzerindeki gelişmeler, teknoloji dünyasında tartışmaları beraberinde getiriyor.